• DOLAR
    %0,57
  • EURO
    %0,91
  • ALTIN
    %-0,20
  • BIST
    %0,10
KORKU BİLMEYEN KAHRAMANLAR

KORKU BİLMEYEN KAHRAMANLAR

TÜRKMEN’İN SESİ HABER AJANSI
Korku, bir tehlike karşısında insan vücunun refleksif olarak gösterdiği tepkidir. İnsan gördüğü tehlike karşısında ya döğüşür veya kaçar. Korkunun oluşturduğu tehlike ile döğüşen insan cesurdur. Cesaret her insanda olabilecek bir karşı koyuştur. Kahramanlık ise cesaretin en üstünde yer alan olağan dışı bir davranıştır. Kahramanlık, Atsız’ın şiirinde olduğu gibi;
‘’Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Bunun için ölüme bir atılış gerekir.
Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir…’’ İnsanın en son vazgeçeceği kendi canıdır. Ölümü, ‘’ölümsüz’’ kılan onun oluş şeklinden çok, sebebidir. Kutsal değerler içim ölmek, kahramanlıktır.

Orhan Şaik Gökyay ‘’Bu Vatan Kimin? ‘’ adlı şiirinde;
‘’Tarihin dilinden düşmez bu destan:
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir…’’ diyerek Türk’ün vatan aşkını kahramanlığa bağlar.
Bizim sadece askerimiz, kadınımız, kızımız değil, dağımız-taşımız da kahramandır. Söz konusu; vatanın birliği, devletin bekası, milletin dirliği olunca kahramanlık zamanı gelir. Kahramanlık, Türk’ün genetiğinden nesilden nesile geçer.Türk’ün kahramanlığı, sadece tarih sayfalarında kalan bir hatıra değildir. Türk tarih sahnesine çıktığı zamandan bu yana kahramanlığını her zaman göstermiştir. Aradan yüzyıllar geçse de Türk’ün kahramanlık ruhu her dem taptazedir.Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşa, Türk’ün kahramanlığını şöyle anlatıyor: ‘’ ”Siperler arası sekiz metre.Yani ölüm muhakkak. Üç dakika önce gelen bölüğün tamamı şehit olmuş. Yeni gelenler bunu biliyor ve bir üç dakika sonra kendisinin de şehit olacağının farkında ilerliyor. Ama ne ilerleme! Bir an bile sarsılma, durma, geriye bakmak yok. Okuma bilenler ellerinde Kur’an okuyor bilmeyenler Kelime-i Şahadet getiriyor. Az sonra öleceğini bile bile gözünü kırpmadan şehadete gidiyor. İşte Çanakkale Savaşlarının zaferle sonuçlanmasını sağlayan şey, milletimiz ve onun askerindeki bu yüce ruhtur.”Bu sözlerin sarf edilişinden yüzyıl sonra Efsanevi Komutan Osman Pamukoğlu, askerlerine hitap ediyor: ‘’ Siz savaşla ilgilenmeyebilirsiniz, savaş sizinle ilgilenir. Savaş kazananı da yorar. Ölüm her şeyi eşit yapan doğal sonuçtur. Ölümden korkmayan ölmez; ölüm kendine koşanları hiçbir zaman vurmaz. Ölüm korkusu, ölüm açısından daha şiddetlidir. Ölüm teşkilatının bir anlamı yoktur. Size yol gösterdim de diyebilirsiniz, ama askeri manada emir vermedim. Kahramanlara emir verilmez.’’Gidip de dönülmeyen uzak vatan Yemen’de Mehmetçik’e hava değişimi verilse de, o görevinin başından asla ayrılmaz:
‘’Yemen kuşu ötmem demiş
Lâle sümbül bitmem demiş
Tebdil hava gelen kardeş
Ben evime gitmem demiş ‘’Aynı ruh ve şuur özelliğini yine yüzyıl sonra Nusaybin’de şehit düşen Jandarma Yüzbaşı Halil Özdemir’de görürüz: Özdemir, hastanede tedavisi yapıldıktan sonra istirahat raporu verilerek taburcu edildi. Arkadaşlarının anlatımına göre Özdemir doktora, “Şimdi istirahat zamanı mı? Biraz evvel kardeşlerimi şehit verdim. Hâlâ kollarımdalar sanki, bana bakıyorlar; diyorlar ki ‘Komutanım kanımızı yerde koymayasın, buraları sana emanet edip yürüyoruz Hakk’a. Keşke birkaç gün daha ömrümüz olsa idi de seninle birlikte çarpışabilseydik bu şerefsizlerle. ‘İstirahat bana haramdır, lütfen iptal edin” diyerek tepki gösterdi. Ancak doktor istirahat raporunu verdi. Özdemir, birliğine döndükten sonra da komutanlarına, “Çok iyiyim, küçük bir demir parçasıydı, hemen çıkardılar, pansuman yaptılar, sapasağlamım” diyerek raporlu olduğunu söylemedi. Ertesi Sabah pansumanlı ayağına bir numara büyük bot giyen Özdemir, silah arkadaşlarının yanına döndü ve yeniden bölüğünün başına geçti. Yarasının verdiği acıya aldırmadan çatışmalara girdi. Silah arkadaşları, kahraman yüzbaşının şehit düşmeden önceki son anlarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Biraz topallıyordu sadece ama arada bir gözlerini yaşlı görüyorduk, kendisine sorduğumuzda ‘şehitlerimize üzülüyorum’ diyordu.
Evet çok üzülüyordu ama bu tür acıları içine gömen bir komutandı, ağlamazdı. Sur’da da çok üzüldü ama hiç ağlamadı. Gözündeki o yaşlar şimdi anlıyoruz ki ayağındaki yarasının acısındandı.”Bir başka benzer kahramanlık da Çanakkale Savaşları’yla Şırnak çarpışmalarında yaşanır. Çanakkale’de parmağı kopan Mehmetçik, yaralanmasının farkına olmadan silahının tetiğine basar, silah bir türlü ateş almaz. Olayı gören komutan, silahın sağlam olduğunu, ancak Mehmetçik’in parmağının koptuğunu fark eder. Mehmetçik’e durumu izah eder. Mehmetçik öbür elinin sağlam parmağıyla düşmana ateş eder.Bu konuda, tarihimizden günümüzden binlerce örnek vermek mümkündür. Kırk yoldaşıyla birlikte hiç tereddüt etmeden Çin sarayını basan Kürşat’ın yeşerttiği kahramanlık ruhu, hâlen bölücü hainlerin üzerinde sert fırtınalar olup esmektedir. O kahramanlar var oldukça, asla ümitsizliğe düşmeyeceğiz. Çakal sesleri kesilinceye kadar şanlı mücadele devam edecektir. Kürşad kırk yoldaşıyla beraber Çin zulmüne karşı ‘’Ya İstiklal Ya Ölüm’’diyerek canını kutsal bir ‘’değer’’ için ortaya koymuş ve bu uğurda can vermiştir. Asırlar sonra ‘’sarışın bir bozkurt’’ olan Mustafa Kemal Paşa, yine ‘’Ya İstiklal Ya Ölüm’’ diyerek yola çıkarak milletini istiklaline kavuşturmuştur.

İstiklal Marşı’nın korkma diye başlaması, vatan-millet yolunda ölümü göze almanın kahramanlık haykırışıdır.

Hz. Peygamber, Hicret’inde müşriklerin takibinden kurtulmak için Hz. Ebubekir’le birlikte Sevr Mağarasına sığınmıştır. Hz. Ebû Bekir, müşriklerin Hz. Peygamber’e bir zarar vermesinden korkmuş, Peygamberimiz ise ; ‘’Korkma, Allah bizimledir.’’ Diyerek onu teskin etmiştir. Olay, Kur’an-ı Kerim’de; ‘’ Hani, o ikisi mağarada iken arkadaşına: ‘Üzülme! Allah bizimle beraberdir’ diyordu. Tam o sırada Allah ona serinkanlılık indirdi ve onu sizin görmediğiniz ordularla destekledi. Kâfrlerin planını da alaşağı etti…” (Tevbe sûresi, 9/40) ayetiyle ifade buyrulmuştur.

İslamiyet öncesinde Türklerin en çok kullandıkları söz; ‘’ Tengri Biz Menen (Tanrı Bizimledir.)’’
Orhun Kitabelerinde Bilge Tonyukuk : ‘’ “Korkmadık. Savaştık.” derken İstiklal Marşımız; “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.” dizeleriyle başlamaktadır. Atatürk, milli marşımızla ilgili olarak‘’Bu marş bizim inkılabımızı anlatır, inkılabımızın ruhunu anlatır. Bunu ne unutmak ne de unutturmak lazımdır.
İstiklal Marşında, istiklal davamızı anlatması bakımından büyük bir manası olan mısralar vardır.Benim en beğendiğim yeri de burasıdır:
‘Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal!’’’ demiştir.

Ahmet Hikmet Müftüoğlu,:
‘’Yaşlar kurur, iniltiler durur, çukurlar dolar, yangınlar söner, mezarlar çöker, viraneler şenlenir; her şey bitti sayılır… Yalnız kitapların arasında hareketsiz duran barut tozlarına benzeyen yazılar, hatıralar kalır…” sözleriyle milli duyguları pekiştirir. İstiklal Marşı, Türk milletinin ortak irade, heyecan, özgüven ve kararlığının eşsiz bir eseridir. İstiklal Marşı, milli kimliğimizin kültürel bir belgesidir. Vatan, millet ve devlet gibi her Türk’ün başlıca hassasiyet kavramlarının somutlaşan abideleridir. İstiklal Marşı’nda Türk milletinin değer normları, kültürel yapısı, tarihsel derinliği, üstün ahlak ve iman davranışları şiirsel bir dille ifade edilmiştir. Türk’ün varlığı devam ettiği müddetçe İstiklal Marşı’mız atalarımızdan oğullarımıza emanet edilecek kutlu bir miras olarak devredilecektir.

14 Mart 2022 – Ahmet Urfalı

Türkmen sesi haber ajansı

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
2022-03-12 09:27:07
Turkmensesi: Destek
2021-09-09 07:32:57